2 Eylül 2017 Cumartesi

İzmir Tatilinden Kareler


22 Ağustos'ta öğle saatlerinde İzmir'e vardık. Konak'taki otelimize bavullarımızı bıraktıktan sonra, İzmir'e merhaba dedik... Tarihi Asansör İzmir'de mutlaka görmeniz gereken yerlerden.  Tek sokak asansörü olan Tarihi Karataş Asansörü, 1907 yılında Nesim Levi tarafından yapılmış. Tuğlaları Marsilya'dan getirilmiş. Asansöre uzanan yolun adı Daryo Moreno Sokağı. İzmir'e sevgisiyle bilinen sanatçı, bu sokaktaki evlerden birinde büyümüş. Asansörle yukarı çıktığınızda, manzaraya karşı çayınızı ya da kahvenizi içmek keyif veriyor.


Tarihi Kızlarağası Hanı 1745 yılında tamamlanmış. Alt katında hediyelik eşya, dokuma, gümüş mağazalarının, üst katında sahaf, bakır sanatçıları ve eski plak satıcılarının olduğu hanın, farklı bir atmosferi var. Bahçesinde dinlenirken de çayınızı, kahvenizi içebilirsiniz. Mennan Pastanesi hanın yakınında, Mennan Aygen tarafından 1936'da açılmış. Dondurmasıyla ünlü, özellikle sakızlı ve karadutlu dondurmasını tavsiye ederim.


Kordonboyu İzmir meydanından, İzmir limanına kadar uzanıyor. Balık lokantaları, cafeler, yeşil alan, deniz kıyısı, hafta ortası olmasına karşın oldukça kalabalıktı.


İzmir Saat Kulesi belki de Türkiye'nin en bilinen saat kulesi. 21,5 metre uzunluğunda olan kule, sekizgen kaideli ve çevresinde dört sebil bulunuyor. 1901 yılında Raymond Pere tarafından yapılmış. Saati 66 basamak çıkılarak 6 günde bir kuruluyor ve günümüzde de çalışmakta.


Gümüldür'e geçmeden önce gittiğimiz Urla-Çeşmealtı, İzmir'e 40 km uzaklıktaydı. Üçkuyular terminalinden kalkan minibüslerle 45 dakikada ulaşılıyor.


İzmir Gümüldür'deki otelimizde beş gün kaldıktan sonra İstanbul' dönüş yolculuğumuz başladı. Yedi günlük bir İzmir turu oldukça güzel geçti. Geride ise şehrin hala keşfedilmemiş çok  köşesi kalmıştı...

30 Nisan 2017 Pazar

21 Kasım 2016 Pazartesi

Mutfak Dolaplarımı Nasıl Boyadım

          Mutfak dolaplarımın rengi, evime taşındığımdan beri pek hoşuma gitmiyordu. Yıllar geçtikçe soldukları için, gerçek renklerini yitirmişlerdi.


Son zamanlarda internette, pek çok kişinin, ev eşyalarını boyadığını okuyordum. Evet sabır isteyen, zahmetli bir işti. Ama aklına koyduğunda zorlukları görmeyen biriyim.


Araştırmalarımdan sonra, bu iş için Polisan'ın X1 Anti Aging su bazlı boyasının uygun olduğuna karar verdim. Oğlumla birlikte bir yapı marketten, boyayı, fırçaları, hışır naylon, kağıt bant alarak, eve geldik. (Boyanın fiyatı 50 tl)


Boyama için genişçe bir yere ihtiyaç oluyor, benim giriş holüm geniş olduğu için zorluk çekmedim. Yere naylonu serdikten sonra, ikinci aşama kapakları sökmek ve yanlarını bantlamaktı.


Parçaları silerek temizledikten ve kuruladıktan sonra boyamaya başladım.


İlk kat yukarıda görüldüğü gibi fazla kapatıcı olmadı. Büyük olasılıkla siz boyamayı denediğinizde de böyle olacaktır. Bu moralinizi bozmasın. Bu sabır isteyen, acele etmemeniz gereken bir iş. Boyarken, bir rulo, bir fırça sırasıyla boyadım. En son katı rulo fırçayla yaptım ki bu dördüncü kat oluyor. Dördüncü kattan sonra içime sindi.
Bir kat boyadıktan sonra aralarda 2 saat bekledim. Tam kurumadan kesinlikle diğer katı sürmemelisiniz.





İlk fotoğrafa bakarsanız dolapların eski halini görebilirsiniz. Parçalar boyanıp, bantları çıkıp, monte edildikçe, mutluluğunuz artıyor.


Boyama işlemi bir haftada bitti. Bana destek ve yardımcı olan oğlumun hakkını vermek isterim. Ben yarı mat bir boya kullandım. Ve son olarak yine su bazlı bir vernik sürdüm (Polisan Wood&Wood, Anti Aging, su bazlı dış cephe ahşap koruyucu, renksiz 0,75 lt.)  
Aldığım boya iki buçuk litrelikti. 13 büyük kapak ve 8 çekmece kapağını, 4 kat boyadım. Tamamen bitmedi, içinde azda olsa boya kaldı.
Ben boyama işlemine başlamadan önce, pek çok paylaşımdan faydalandım. Umarım bu yazım da birilerine faydalı olur. Evinde böyle değişiklikler yapmak isteyenlere şimdiden kolay gelsin.




19 Eylül 2016 Pazartesi