28 Eylül 2013 Cumartesi

Gap Turu

Bugün Güneydoğu Anadolu'ya 6 günlük yolculuğum başlıyor. Uzun zamandır görmek istediğim yerleri nihayet görebileceğim. Heyecandan dün gece çok fazla uyuyamadım. Altı günde sekiz şehri göreceğimiz bir maratona çıkıyoruz. Dönüşte heybemde getirdiklerimi burada paylaşmak dileğiyle...

23 Eylül 2013 Pazartesi

Sarayburnu'nda Bir Pazar


Aslında pazar günü için Anadolu Kavağı'na gitme planımız vardı ama evden çıktığımızda yağmur o kadar şiddetli yağıyordu ki arabanın silecekleri ön camı temizlemeye yetişemiyordu. Bu yüzden planımızı değiştirdik ve yol bizi Sarayburnu'na götürdü. Yağmur durmuş, gökyüzü pırıl pırıl olmuştu. Önce sol taraftaki restoranların birinde kendimize balık ziyafeti çektik, sonra çayımızı sahile inip martıları, geçen gemileri izleyerek içmeye karar verdik.


Sarayburnu Osmanlı döneminde Topkapı Sarayı sınırları içerisindeymiş.


Cumhuriyet döneminin ilk Atatürk heykeli de Sarayburnu'nda.
Solda Topkapı surları önünde ise Turgut Reis'in heykeli bulunuyor. Turgut Reis Saros'ta doğmuş, Trablusgarp fatihi olarak bilinir, 1565 yılında Malta kuşatması sırasında ise şehit olmuş.



İstanbul'da sonbahar ayrı güzeldir, havanın temizliği ve manzaranın güzelliği, deniz kenarında esen serin rüzgarı bize unutturdu ve içtiğimiz çay daha lezzetli geldi...

15 Eylül 2013 Pazar

Otomobil Uçar Gider


3-2-1-0...
Araç birden bütün hızıyla hareket etti, bana arkamızda büyük bir toz bulutu bırakmışız gibi geldi. Adına yakışır bir biçimde bütün koltuklar doluydu ve Taksim'den Bakırköy'e doğru yola çıktık. Direksiyondaki sürücü, yolculuk başlar başlamaz üç kere arkalara doğru seslenip ücret vermeyenleri uyardı.
En arkadaki koltuğa oturmak zorunda kalanlar hoplaya zıplaya yolculuk ediyorlardı, bu onlar için bir eziyet olsa da izleyen biri için komik bir manzara oluşturuyordu. Her virajda sağa ya da sola yatan bizler, lunaparktaki bir hız trenine binmiş gibiydik. Otuz-otuz beş yaşlarında, Ray Ban taklidi gözlüklü havalı sürücümüzün hemen arkasında oturan orta yaşlı kadın, araç hareket eder etmez konuşmaya başladı. Sürücüye, "evladım yavaş Allah korusun kaza olur", ön camı açan genç kıza "kızım kapat camı kapat, cereyan yapıyor hepimiz hasta oluruz", ayakta duran öğrenciye" çocuğum iyi tutun düşmeyesin", yol boyunca kontrolü eline almış gibi hiç susmadı.
Yanımdaki genç yolculuk boyunca uzantısının içine gömüldü, yani cep telefonunun, öyle hızlı mesaj yazıyordu ki parmakları takip edilemiyordu. Pilotumuz içinden şarkı söyler gibi mırıldanıyordu, bazen uzatılan paraların üstünü vermeyi unuttu, bazen inmek isteyenleri başka bir "müsait" yerde indirdi, emniyet şeridi ihlallerinden ise hiç söz etmeyeyim. Bir ara baktım metrobüsten daha fazla hız yapıyoruz, anlayacağınız tam bir kelle koltukta durumu...
Bakırköy'e vardığımızda artist kaptanımız bize doğru gülerek seslendi "varacağımız alana ulaşmış bulunuyoruz, kemerlerinizi çözebilirsiniz, geçmiş olsun"...

14 Eylül 2013 Cumartesi

Konak Cafe Galata


Geçen sonbaharda gittiğimiz Konak Cafe yazım, bulamadığım bir nedenden blogumdan silinmiş, ben de kısa bir özetle tekrar ekleyeyim dedim. Kafe, Galata Kulesi'ne yakın dışı yeşil boyalı dört katlı bir mekan. Menüsünde dünya mutfağından lezzetler bulmanız mümkün, fiyatlar normal, kahvaltı edebilir, yemek yiyebilir, manzalı terasının keyfine varabilir, soğuk bir günde giderseniz sahlebinin tadına da bakabilirsiniz.
Adres: Bereketzade Mah. Hacı Ali Sokak No:2 Kuledibi