21 Aralık 2013 Cumartesi

Ayşe


Ayşe her zamanki gibi erkenden kalktı, kıldan yapılmış çadırdan çıkıp, keçilerin olduğu ağıla doğru yürüdü. Onlara hiç bir zaman hayvan demezlerdi, aileden sayar, el üstünde tutarlardı. Keçiler yemlenmeden ya da sulanmadan sofraya oturulmazdı.

Ninesi ağabeyine ilk çocuk anlamına gelen Bekir adını vermişti. Babasıyla kasabanın pazarına inip, kendi ürünleri olan sütü, tereyağını satmaya gittikleri bir gün, kasabanın öğretmeniyle karşılaştılar. O gün ondan adının, bolluk içinde rahat yaşayan anlamına geldiğini öğrendiğinde, on yedi yaşına kadar yaşadığı hayat gözlerinin önünden geçmiş, kendisi için seçilebilecek en yanlış isim olduğunu düşünmüştü. İki yaş büyük ağabeyi daha şanslıydı, keçi çobanlığı dışında fazla yaptığı bir iş yoktu. Ninesi çadır içindeki otoriteyi sağlardı. Ekmeğin yoğrulması, yemeğin yapılması, keçilerle ilgilenmek, dokuma yapmak gibi işler annesiyle onun göreviydi.

Yazın yaylada havalar ısınmaya başladığında, kışlak yolu görünürdü. Her şey toplanıp denkler yapılır, ufak tefek eşyalar dokuma çuvallara doldurulur ve katırlara yüklenir, böylece uzun yolculuk başlardı. Babası ve ağabeyi en önde yürürdü, sonra ninesi ve annesiyle Ayşe. Çadırdaki oturma düzeni de otoriteye göre düzenlenmişti. Akşam kışlakta erken olurdu. Yemekten sonra çadırdaki kuzinenin başında ısınırlarken; bazı akşamlar ninesi, imparatorluk zamanında zorunlu yerleşim kanunu çıktığında, yörüklerin "ferman padişahınsa, dağlar bizimdir" demesini gururla anlatırdı.

Ayşe artık, bir zamanlar annesinin yaptığı gibi, yüzünde al işlemeli bir örtü ile ata binmek istiyordu. Ama göçebe hayatı yaşamaktan bıkmıştı, hayalinde sevdiğiyle kasabada yaşamak vardı. Geçen yıl Ayvatlar Yaylası'ndaki festivale gitmişlerdi. Yurdun değişik yerlerinden binlerce Türkmen, Yörük yaylayı doldurmuş, kaynaşmış, eğlenmişlerdi. Türkmen başının konuşmasından, erkeklerin boyunlarına bağladıkları ebem kuşağının renklerinin neleri simgelediğini o gün öğrenmişti ve Hüseyin'e gönlünü o gün kaptırmıştı. Hüseyin kendisi gibi buğday tenli, ince uzun boylu bir gençti, gözleri şu ana kadar hiç görmediği kadar güzel, laciverte çalan bir maviydi. Çevresinde o kadar çok onunla ilgilenen genç kız vardı ki, kendisiyle ilgilendiğinde şaşırmıştı. Ayşe sağlıklı göründüğünün, saçlarının ve bal rengi gözlerinin güzelliğinin farkındaydı ama yine de şaşırmıştı. Hüseyin bütün gün yanından ayrılmadı, konuştular, halk oyunları ekibine karışıp eğlendiler, en çok ta hayallerinden söz ettiler ve sözleştiler. Ailesi evet dese bugün evlenirlerdi. Ama ağabeyi evlenmeden evlenemezdi, kural böyleydi...

İşi bitince çadıra döndü, çaydanlığa su doldurup ateşe koydu, annesini uyandırdı. Zamanın durmuş gibi hissedildiği bu yerde yeni bir gün daha başlıyordu...

19 Aralık 2013 Perşembe

Yeni Bir Yıl Yaklaşırken



Her yeni yılın gelişinde yine pek çoğumuz yenilenme, bir şeyleri değiştirme, hırpalanmış umutları tazeleme ihtiyacı duyuyoruz. Bunun için yeni bir yılı bahane etmemizde hiç bir sakınca görmüyorum. Bazılarımız listeler yapmaya başladı bile. Yapılacaklar, yapılmayacaklar, gidip gezilecek yerler, uzak durulacak kişiler, sarıp sarmalanacaklar...

Tercihlerini sorgulamak, yeni kararlar almak için mutlaka yeni bir yılı bekleyenlerden değilim. Aslında değişim pek çoğumuzu korkutur, alışkanlıklardan vazgeçmek cesaret gerektirir. Ama unutmamamız gereken, değişim bir ihtiyaçsa ne kadar direnirseniz direnin, önünde sonunda gerçekleşir. Çevrenizin beklentilerine göre yaşamayı seçenlerdeniz bir gün hayat tıkanıp kalabilir. Bu olduğunda, sesinizin duyulmadığı bir boşlukta bağırırken bulabilirsiniz kendinizi.

Bazı süreçlere sabır göstermek gerekebiliyor ama bu hiç bir şey yapmadan oturmak anlamına gelmez. Bu süreç aşıldığında neler yapacağınıza karar vermek, o gün için hazırlık yapmak, sabır göstermeniz gereken durumlara daha kolay dayanmanızı sağlayabilir.

Hayattan öğrendiğim bir şey varsa ilk yapmamız gerekenin kendimizi tanımak olduğudur. Sevdiklerimizi, sevmediklerimizi, bizi mutlu edenleri etmeyenleri, yeteneklerimizi, olumsuz yanlarımızı, her şeyi ama her şeyi keşfetmeliyiz. Kendimizi kandırmadan, gerçeklere sırtımızı dönmeden ama mutlaka kendimizi çok severek.

Kendi değerimizin farkına vardığımızda, sadece o zaman, hayatın mucizelerini, karşımıza çıkan fırsatları farkedebiliriz.

Şimdiden seçimlerinizle mutlu bir yıl diliyorum herkese.

15 Aralık 2013 Pazar

Hobbit- Smaug'un Çorak Toprakları


Serinin ikinci filmi sonunda vizyona girdi ve ben cumartesi günü uzun bir kuyrukta bekledikten sonra izleyebildim. Bilbo Baggins, Gandalf ve cücelerin ikinci macerasını izlemek için sinema tutkunları uzun kuyruklar oluşturmuştu.





İzleyecekleri düşünerek yazımda filmle ilgili ipuçları vermeyeceğim. Film ilkine göre süre olarak daha kısaydı, karakterler oturmuştu. Aksiyon ve mizah dozu seyirciyi memnun edecek dozdaydı. Özellikle Smaug'un olduğu sahneler ve nehir sahnesi oldukça başarılıydı. Peter Jackson filmin ilk dakikalarında sürpriz yaptı yine ;)



İyi bir sinema izleyicisi olarak filmi teknik olarak mükemmel buldum. İkinci sıraya senaryoyu ve yönetmeni koyabilirim. Filmin sonundaki "I see fire" adlı güzel parçayı ayrı yere koyarsam, müzik açısından zayıftı.


Son olarak film hakkında bazı sayısal bilgiler aktarayım. Karakterlerden Beorn'un evi 6 haftada hazırlanmış. Kullanılanlardan bazılarına gelince:
Yüz protezleri için 4 ton silikon
752 adet peruk
263 sakal
Bilbo için 100 den fazla hobbit ayağı
11 bin 862 protez
Smaug'un mağarası için 170 bin altın kaplama para...

Bir sonraki film "There and Back Again" için maalesef bir yıl beklememiz gerekiyor. Bu tarz filmlere ilgi duyanlara Hobbit 2 yi kaçırmayın derim, gidecek olanlara şimdiden iyi seyirler.

7 Aralık 2013 Cumartesi

Fırın İstanbul


Fırın İstanbul, Beylikdüzü Gürpınar'da, altı bin metre karelik kapalı alana sahip tesislerinde, Nisan 2011 den beri üretim yapmakta. İlk şubesini Beylikdüzü'ne açtı, gün geçtikçe şubeleri çoğalıyor. Firma beş yıldızlı otellere de ürün vermekte.
Ürünleri kaliteli ve lezzetli.






Soğuk bir kış gününde mekanda sıcak lezzetler tattık. Farklı zamanlarda tadına baktığımız çilekli puf, ıspanaklı dereotlu börek, patatesli kıymalı börek, tahinli kurabiye, çilekli pasta, Türk kahvesi, hepsi çok lezzetli. Ortam ferah, servis hızlı ve elemanlar ilgiliydi. Hesap olarak da makul bir bedel ödüyorsunuz; ürünleri her zaman taze, temiz, lezzetli.







6 Aralık 2013 Cuma

Söz


Aynada başka güzelsin
Yatakta başka
Aldırma söz olur diye
Tak takıştır
Sür sürüştür
İnadına gel
Muhallebiciye
Söz olurmuş
Olsun
Dostum değil misin

Orhan Veli Kanık